6 Mart 2007 Salı

Ereğli...





Elinde çırpması, sırtında Gökdeniz Karadeniz forması, dilinde Trabzonspor marşı sabah evden çıkar, bütün gün dolanır kordonda, barınakta, mendirekte... Sonra yine döner evine denizle geçen günün ardından, yüreğinde o tutulmayı bekleyen dev balık sevdası...



Mekan: Karadeniz Eregli

Sene Sonu 2005...

Tarih: 24-25 Aralık 2005
Mürettebat: Bostancıbaşı Mustafa Çelebi, Tersane Kethüdası Piştovzade Alper
Mevki: Port Göcek, Aloa 27 (Karya 6), Budget Sailing Türkiye, N 36° 44.80’ E 28° 56.52’
Hava durumu ve Rüyet: Gün boyu karayelden serin ve frişka rüzgar. Çok çok iyi görüş mesafesi.
Sofra: Gazete kağıdı üzerinde; 70 lik export, izmir tulumu, konserve pilaki, salamura balık, bal, muhtelif meyve, ve muhabbet...
Kaynakça: Sertoğlu M., Resimli Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi, İskit Yayınları, 1956.

İki günlük haftasonu seyrinin sonunda porta palamar verip kalan mezelerimiz ile rakımızın son iki dublesini yuvarladığımız Mustafa kardesim ile ilki yapılan ve gelenekselleşen bir etkinliğin - Sene Sonu Seyri - şerefine!

Rüzgar...

Pupada Tersane ve Domuz Adaları’ nın arasından bütün cesameti ile Babadağ. Bir elde yeke, bir elde kanyak şişesi, havuzlukta dostların gönül sıcaklığı bordalarda İmparatorlukların Denizi Akdeniz’in orkozlanan mavisi. Arkada dümen suyunda oynaşan dinginin dalgalardaki şıpırtısı. Sancak başomuzluktan güneş tanrısı Heilos ve Işık tanrısı Apollon'un ülkesi, güneşi hiç bir yere benzemeyen Likya’nın binlerce yıllık geçmişinin esintileri ile insanın yüzünü yalayıp giden rüzgar....

O rüzgar ki bütün Anadolu’ yu diyar diyar dolaşıp her bir köşesin sinesine çeken ve tüm yurdum kokularından mürekkep. Yeni doğmuş bebeğin çığlığındaki coşku gibi mavi Akdeniz’ e kendini vuran, estikçe Anadolu’ nun on binlerce yıllık türküsünü - Cengaver ve denizci Likya’ lıların, Vilusa' lıların, Foça’ lıların, Pers’ lerin ve daha nice bu topraklarda ve tüm cihanda şanıyla, onuruyla savaşmış ve sonunda da bu toprakların bir parçası olarak ebediyete ulaşmışların hikayesini- insanın kulağına fısıldayan ...

O rüzgar ki cihanın hiç bir yerinde bu kadar tarih ile yüklü bu kadar asil, bu kadar saygın olmamış, O ki Anadolu’ nun türküsünü:

Bozkırlarında tezek kokan köylerinin kerpiç duvarlarından, yaylalarında fındık toplayan pembe yanaklı köylü kızının gülüşünden, dağlarında koyunları yaylatan güneşten yüzü kızıla çalan çobanın yanık sesli kavalından, düğünlerinde ve dost meclislerinde türkü çağıran bozkırın bağrından çıkmış halk ozanının tezenesinin ucundan, oğullarını bu topraklar uğruna şehit vermiş yine de vakur anaların yaktıkları ağıtlarından öğrenmiş...

(Fotoğraflar: Alper Ünver)

3 Mart 2007 Cumartesi

Halikarnas Balıkçısı


“Rüzgâr denizin dümdüz ovasında mavi mavi yayılarak geliyordu. Ne hoştur, yelken hissa edilirken onun şakırdayarak yapraklanması!”
Cevat Şakir Kabaağaçlı

Mavi Likya

Sözler: Serkan Altıntaş
Fotoğraf: Mustafa Yücel

Manzume...

Cihangir olsan, hükümsüz kalır büyük şöhretin

Saki felek sunmaya görsün ecel şerbetin

Manasız emel peşinde koşar durursun her an,

Düşünmezsin ki sonu yok olmak beşeriyetin.

Nice fatihler, cidal içinde göçüp gittiler.

Dost düşmanın'ı Düşman dostun'u seçip gittiler.

Agniya ise, cem-i servete gayret ederken,

Bunca servetten ancak bir kefen biçip gittiler.

Bırak gafleti artık karakuş, kam al felekten,

Aşıkan mey’i canan elinden içip gittiler.

cidal: Sözle mücadele. Niza. Muharebe, cenk, kavga
agniya: Zenginler, ganiler
kam: İstek. Arzu. Maksad. Murad. Dilek. Lezzet
aşıkan: Aşıklar
mey: İçki
felek: Gök
cem-i servet: Servet toplamak

Vira derken...

Benim için bu deniz kokulu mavi-beyaz köşeye Büyük Usta-Sadun Boro'nun en sevdiğim sözleri ile başlamak, adeta dünyaya yeni gelen bebeğin çığlık atması gibi içgüdüsel ve kendiliğinden oldu.

Bu köşeden öncelikle amatör denizcilikde ilk günden şu ana kadar her türlü paylaşımı yaşadığımız ve halen yaşamakta olduğumuz eski, yeni tüm dostlar olmak kaydı ile kanında denizin tuzlu suyu çözünmüş, doğaya ve çevresine saygılı, amatör ya da değil tüm deniz insanlarına selam olsun.

Tarih göstermiştir ki denize sırtını dönmüş bir toplumun, binlerce yıldır insanlığın ilgisini çekmiş bir yarımada olan Anadolu coğrafyasında kalıcı olabilmesi imkansızdır. Bu nedenle geçmişinde pek çok büyük ve saygın denizci yetiştirmiş bir soyun bugünkü temsilcileri olan biz genç denizciler, geçmişten gelen bu bayrağı yine genç Cumhuriyet’imizin ruhu ile taşıyarak, gelecek nesillere gerektiği gibi aktarmak ve öncülerimize layık olmak için bugün her zamankinden daha fazla çaba sarfetmeliyiz, edeceğiz de...

Alper Ünver - Amatör Denizci

Yelken...

"Yelken meşakkatlidir, zordur, sabır ister, zaman ister, bakım ister. Ama keyfine de payan yoktur. Şöyle güzel bir rüzgarla yelkenler şişmiş, tekne bir yanına yaslanmış, yol alırken, yekeyi koltuğunun altına aldın mı, kendini dört iklimin sultanı sanırsın!.."
Sadun Boro